Öğrencin olmadan, hatta seni çok da fazla tanımadan, içimden sana Hocam demek geldi ve o gün bol bol dedim be hocam…
Başarısızlıklarla dolu bir eğitim ve öğretim hayatına sahip bünyemde, buna tam olarak ne sebep oldu bilemem, belki röportaj ortasında aniden bir sigara yakman.
Oldum olası, röportaj esnasında sigara içen insanlara özel bir saygı beslerim bir yerimde. Ve o saygıyla hemen sorarım, ben de yakabilir miyim bir tane? Mahsuru var mı? Sen en sevdiğim cevabı verdin hocam. Yak gitsin bir de çay söyleyelim…
Şimdi oldu hocam dedim içimden kendi kendime. Bana verdiğin bu enerjiyle, ben de senin güzel fotoğraflarını çekerim. 2004 yılının onbirinci ayının onbirinci günü güneşte hafiften yüzünü gösterdi ve çektim de kendimce…
Yok, hayır vazgeçtim…
Sigara gibi sürekli art arda içtiğim ve en kısa zamanda bırakmazsam ciğerlerimi tüketeceğini bildiğim her bakkalda bulunan beş liralık bir meret değildi sana hocam dememin sebebi.
Büyük ihtimalle, şu an benden altı ya da yedi bin kilometre uzakta İrlanda’nın başkentinde çalışan, onu düşünerek bir bira daha açtığım ve bir hayat kurmaya çalıştığımız eşim yüzündendi.
O günün bir gün öncesi. Henüz evlenmemiş olsak da beraberdik ve bana şöyle dedi: En sevdiğim hocamdır, biz çok severiz kendisini. Kısaca benim sevdiğim de seni seviyordu, büyük ihtimalle bundandı.
Yok hocam yok bundan da değildi…
Evrendeki tüm canlılara pozitif bir şeylerden bahsedecekmiş gibi duran karizmandı, kimselere bahsedemeyeceğim. Kendi sigaranı yakarken benimkini de uzanıp yakmandı. Bir şey söylemeden önce dalıp giden gözlerinden, bulunduğumuz odaya fışkıran. Koca bir ülkenin eksikliğini hissettiği, sende ise bol olandı.
Her neyse bir şeydi işte, fakat o şey öyle bir şeydi ki…
Senin hocamlarla güldürüp çektiğim portreni Hürriyet’in beşinci sayfasında görünce, gazeteye dava açıp para istemek bile aklımdan geçmedi. Bir dönem ekmeğini yediğim, hiç hakkımı yememiş bir kurum, onlar benden daha çok seviyordur ondandır diye avutarak kendimi. Diğer fotoğraflarını da internetin sonsuzluğuna salmak istedim, tüm her yere dağılsın, yazılan yazılarla birleşsin diye. Size de çok sevdiğimden sen dedim.
Telif melif yoktur isteyen istediği gibi alır kullanır, canı isteyen benden bahseder, istemeyen de bahsetmez.


Müşfik Kenter
Tepede
Türkan Saylan Özel Fotoğrafları
Tan Sağtürk
Palyaço ve Elindeki Su Dolu Balon
Dublin(65 FOTOĞRAF)






One Response to “Bir Fotoğrafçının Gözünden Ünsal Oskay”
Trackbacks/Pingbacks
[...] Diğer Fotoğraflar Burada [...]