<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fotoğrafçı Uğur Bektaş Bir Fotoğrafçının Günlüğü.... Uğur Bektaş Profesyonel Fotoğrafçı &#187; Özel</title>
	<atom:link href="http://www.ugurbektas.com/photoblog/category/ozel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ugurbektas.com/photoblog</link>
	<description>Photo Art Uğur Bektaş</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Jul 2010 23:21:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
		<item>
		<title>Cem Karaca Röportajı</title>
		<link>http://www.ugurbektas.com/photoblog/cem-karaca-roportaji</link>
		<comments>http://www.ugurbektas.com/photoblog/cem-karaca-roportaji#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Oct 2009 23:23:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ugur Bektas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Karaca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ugurbektas.com/photoblog/?p=809</guid>
		<description><![CDATA[Rahmetliyle tanışıklığım, bir dönem neredeyse yirmi dört saatimizin birlikte geçtiği Erkin Baba sayesindedir. Jazz Stop&#8221;un üstündeki kuliste, süper bir kadro rakı içmişliğimiz vardır. Bu röportajı ise onunla 2002 yılında yapmıştım. Arşivimdeki bir kaç tane diadan sevdiğim bir tanesinide taradım. Buyrun &#8230; Bazı kişileri anlatmak için fazla söze gerek duyulmaz. Cem Karaca da bunlardan birisidir. Oradadır, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Rahmetliyle tanışıklığım, bir dönem neredeyse yirmi dört saatimizin birlikte geçtiği Erkin Baba sayesindedir. Jazz Stop&#8221;un üstündeki kuliste, süper bir kadro <span id="more-809"></span>rakı içmişliğimiz vardır. Bu röportajı ise onunla 2002 yılında yapmıştım. Arşivimdeki bir kaç tane diadan sevdiğim bir tanesinide taradım. Buyrun &#8230;</strong></p>
<p><strong>
<a href="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/portre/cem_karaca_02.jpg" title="" class="shutterset_singlepic660"  rel="lightbox[809]">
	<img class="ngg-singlepic ngg-center" src="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/cache/660__320x240_cem_karaca_02.jpg" alt="660  320x240 cem karaca 02 Cem Karaca Röportajı" title="cem_karaca_02" />
</a>
</strong></p>
<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } --></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Bazı kişileri anlatmak için fazla söze gerek duyulmaz. Cem Karaca da bunlardan birisidir. Oradadır, öyle sizi bekliyordur.</strong></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Bir kasetini alır teybinize takarsınız. O kendini size anlatır. İlk başta o müthiş sesi sizi büyüler, ardından etkileyici yorumuna kapılırsınız. Cem Karaca’dır o…</strong></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Size aşkı, hayatı hatta resimdeki gözyaşını bile anlatır. Siz sadece dinlersiniz. Zaten yapmak istediğinizde budur.</strong></p>
<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } --></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>“Merhaba gençler! Her zaman genç kalanlar…”</strong></p>
<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } --></p>
<ul>
<li>
<p style="margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Kendinizden bahseder 	misiniz? Nerede doğdunuz, gençliğiniz nasıl geçti?</strong></p>
</li>
</ul>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Azeri kökenli bir baba ve ermeni kökenli bir ananın tek oğluyum. İstanbul’da, 1945 yılında, savaş yılları sonunda dünyaya gelmişim. Çocukluğum büyük bir ihtişamla geçti. Çünkü, babamın genç yaşlarında, olgun yaşlarında sahip olduğu varlıktım. Neredeyse herkes sanatçıydı ana tarafımda. Gençliğim yine sevgi dolu ortamda rahatlık içinde geçti. Anne ve babam tiyatro sanatçısı oldukları için sık sık turnelere giderlerdi. Evimiz ahşap bir konaktı ve balıkçılar, aşçılar, şoförler, kayıkçılar, emektarlarla birlikte yaşadım. Müzik hep içimdeydi. Şarkıları severdim.</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY">
<ul>
<li>
<p style="margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Sizi müziğe iten 	neydi, ilk hangi grupla çalıştınız?</strong></p>
</li>
</ul>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Beni müziğe iten sevgiydi. Müzik sevgisiyle önceleri amatör olarak Jaguarlar, Dinamikler gibi gruplarla daha sonra Apaşlar Grubu’yla profesyonel olarak müzik dünyasına girdim. Hürriyet Gazetesi’nin 1967 yılında açtığı “Altın Mikrofon” yarışmasında ikinci olduk. O zamanlar, gazeteler kültür sanata daha çok önem verirlermiş.</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY">
<ul>
<li>
<p style="margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Türkiye’de çok 	kritik dönemlerde müzik yaptınız, geçmişinize bakınca ne 	hissediyorsunuz?</strong></p>
</li>
</ul>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Her zaman, her yerde inandığım müziği yaptım, söyledim. Ben, kaşıkçı başı değilim ki; herkesin ağzına göre kaşık vereyim. Sanatçı muhaliftir. Her zaman iyiyi, daha iyiyi, daha güzeli arar. Ben buldum, ben oldum, piştim der ise o zaman sazını duvara asması gerekir. Geçmişe bakınca dürüst, güzel bir hayat görüyorum. Olduğum gibi göründüm. Göründüğüm gibi oldum. Vay be dediğim, inanmadığım şeyler de oldu. Yani hayatın bizatihi kendisini yaşadım. Bu yıl itibariyle 58 yaşındayım. Daha ne kadar yaşarım kim bilir? Birlikte yola çıktığımız Barış, Fikret bu dünyadan göçtüler. Kare ası diğer ikisi Erkin ile benim. Allah bana onun acısını göstermesin. Gerçekten tahmin edemeyeceğiniz kadar buruluyorum. Bizler günlük telaş içinde bir araya gelemiyoruz ama birbirimizi yürekten severiz.</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY">
<ul>
<li>
<p style="margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Yaptığınız müzik 	geçmişte sol taraftaydı. Günümüzde sağ-sol kavramları yavaş 	yavaş değişirken sizde veya müziğinizde bir değişim oldu mu?</strong></p>
</li>
</ul>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Yaptığım müzik az evvelde söylediğim gibi inandığım müziktir. Geçmişte neye inanıyorsam hala aynı şeylere inanıyorum. Hala demokratım, soldayım, kayıtlı bir CHP üyesiyim. Ama bu, benden olmayan bir (X) partisinin güzel bir davranışını takdir edemeyeceğim anlayışında olmaz. Benden olmayan, bana karşıdır görüşü hiçbir uzlaşmayı getirmez. Hoşgörüyü, saygıyı bir kenara iter. Bu güzelim Türkiye’mizde hep birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz.</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY">
<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } --></p>
<ul>
<li>
<p style="margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Türkiye’de müziğini beğendiğiniz kişiler kimlerdir?</strong></p>
</li>
</ul>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Bizim 68 kuşağını çok beğenirdim. Aşıkları, partileri, ozanları dinlemeye doyamam.</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY">
<ul>
<li>
<p style="margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Türkiye’de müzik piyasasını nasıl buluyorsunuz?</strong></p>
</li>
</ul>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Türkiye’de müzik İstanbul’da İMÇ çarşısında karşımıza çıkar. Gerçek açılımı İstanbul Manifaturacılar Çarşısıdır. Keşke İstanbul Müzik Çarşısı olabilseydi. İşinin ehli olmayan birçok insan bu piyasanın içinde, işin ustası olanlar ya geri çekiliyorlar ya da ekonomiye yenik düşüyorlar. Sanatçı haklarını, eser haklarını korumak için kurulan kuruluşlar henüz çok yeniler. Zamanla bu güzel adımlar rayına oturacak diye ümit ediyorum.</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY">
<ul>
<li>
<p style="margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Müthiş bir sesiniz ve yorumunuz var. Sesi bile olmayan şarkıcılar 	hakkında ne düşünüyorsunuz? Türkiye bir cilalı imaj devrinden 	mi geçiyor?</strong></p>
</li>
</ul>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Övgülerinize teşekkür ederim. Babamın adı Hıdır, elimden gelen budur. Zaman Baba Hazretleri diye bir kavramım var benim. Allah herkesin yolunu açık etsin. Ben de annemin karnından mikrofonla çıkıp Dadaloğlu söylemiyordum. Müziği yürekten sevip, onun için emek, kültür, sabır, diyalog içinde olan kalıcı olur ki önemli olan tarihin bu taş devrine kazınmaktır. Aksi takdirde hoş bir sabun köpüğü gibi sönüverir insan. Yıllar yıllar önce Nazım Usta’nın bir şiirinde söylediği gibi “ Kabahatin çoğu senin demeye de dilim varmıyor ama kabahatin çoğu senin canım kardeşim” Türkiye böyle bir insandan geçiyorsa eğer ki, kuşkusuz ağır bedeller ödenecek kişilik, ahlak adına da önce kendimizi sorgulamalıyız. Çocuklarımızı yetiştirirken kolaycılığa kaçmayı onlara biz öneriyor muyuz, yoksa davranışlarımızla, en basiti seyrettiğimiz TV programıyla bile örnek mi oluyoruz onlara?</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY">
<ul>
<li>
<p style="margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Dinleyici kitleniz nasıl, kimlere hitap ediyorsunuz?</strong></p>
</li>
</ul>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Ben şarkılarımın ve sesimin sürekli dinlenenlerden olduğunu sanmıyorum. Nasıl ki boş vakitlerde okunan kitaplar, magazin, Red-Kid gibi kitaplardır, boş vakitlerde dinlenen müziklerde de sözler o kadar önemli değildir. “ Gökte yıldız sıra sıra / Hafız kaçtı Mısır” a gibi şeylerdir. Oysa benim şarkılarımda, ciddi ve önemli bir kitapta yazılan sözleri anlamak sarf edilen efor gibi, düşünmek ve tahayyül etmek gibi eylemler vardır.</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Bana göre kitap okumak da, müzik dinlemek de ciddi iştir. Sevda işi gibi. Emek ve zaman harcamak gerekir. Bir radyo programında bir arkadaş aradı, sesimi sözümü, müziğimi övdü. Şimdi çocuğumda sizin şarkılarınızı söylüyor. Annem babam da bunu neye bağlıyorsunuz diye sordu. Ben de, sizin evde bulaşıcı hastalık gibiyim demek ki, diye cevap verdim. Sağ olsunlar, sevenimiz, doğru anlayanımızda var. Eleştirip, biz senin şu gazeteyi veya bu gazeteyi okuduğunu sanıyorduk, diye okuduğum gazeteyi bile eleştirip o zaman artık onu dinlemeyelim diyenler de var.</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Yıllar yıllar evvel, bir Avşa konserim sırasında, benim şarkılarımı sevip söyleyen ama ideolojisi olarak karşısında gören bir arkadaş beni öldürmeye karar vermiş. Hazırlanmış her şey. Bir tek ben sahneye çıkacağım, her şey sona erecek. Ancak konser iptal oluyor. Bu sahneye çıkamıyorum ve öldürülemiyorum. 2002 yazında Çanakkale’deki konserim esnasında geldi o arkadaş. Helalleşti benimle. Eğer öyle bir şey olsaydı bugün ne o vardı, ne de ben. Bana bir demet kırmızı gül verdi. Kucaklaştık, helalleştik. İkimizin ideolojisi yine farklıydı ama birbirimize saygılıydık. Ben bu saygıyı seviyorum işte…</strong></p>
<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } 		A:link { color: #0000ff } --></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY">
<ul>
<li>
<p style="margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Hayatta duyduğunuz en büyük pişmanlık nedir?</strong></p>
</li>
</ul>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Hiç pişman olmadım. Hiçbir konuda. Yaşanması gereken her şey yaşanacak. Ben mukadderata inanırım. Herkesin alnında bir son kullanma tarihi yazar ve hiç kimse diğerininkini okuyamaz. Yalnızca yüce yaradan bilir.</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY">
<ul>
<li>
<p style="margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Yurt dışı dönemi nasıl geçti?</strong></p>
</li>
</ul>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>İyimser bir insan olduğum için Kenan Paşa’ya teşekkür ediyorum. Bir lisan daha öğrendim. İngilizce biliyordum, Almanca’ da öğrendim. Yurt dışında konserler verdim. Tiyatro yaptım. Seyahate çıktım. Düşünme imkânım oldu. Kendimi ve hayatı sorguladım, kendimce cevaplar buldum.</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Şimdi yaşlılık günlerimin başlangıç yıllarında huzurlu bir hayat sürüyorum. Mesleğim var, ölünceye dek mesleğimi sürdürmek istiyorum.</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY">
<ul>
<li>
<p style="margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Size Özalcı, Fethullahçı gibi yakıştırmalarda bulunanların 	amacı nedir? Niye insanlar Türkiye’de belli bir kalıba sokulmak 	isteniyor, sizin kalıbınız nedir?</strong></p>
</li>
</ul>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Sayın Özal sevdiğim saydığım bir şahsiyettir. (+) ve (-) leri gönlümde taht kurmuş bir insandır. Sanata, sanatçıya, sporcuya yakın olmuş, yurduna sayısız güzellikler kazandırmış bir insandır. Bilhassa eşi Sayın Semra Özal, annem Toto Karaca’nın hastalığında olağanüstü yakınlık göstermiştir. Teşekkürü her zaman bir borç bilirim. Anam benim en kıymetli varlığım. Ona yapılan en minik iyiliği dağ gibi görürüm. Yurt dışından yeni gelmiştim. Anam hastaydı, hastanedeydi ve parasızlıktan rehin kalmıştı. Semra Özal sayesinde anamı geri aldım. Hiç Anap’lı olmadım. Siyasi fikrim her zaman kalpaklı Mustafa Kemal’in CHP’sidir. Bu hiçbir zaman değişmedi. Fethullah Gülen şiiri okudum, eşim de okudu, iyi ve kötü haberlerimi duyduğunda beni aradı, sonsuz sevgi, saygı ve muhabbetim var. Ama Fethullahçı değilim. Hala CHP’liyim. MHP’ye Devlet Bahçeli’ye tebrik faksı yolladım diye CHP beni ihraç etseydi bile benim oyum yine onlara olacaktı. Benim işim partiyle, parti başkanıyla değil. Ben CHP’nin tüzüğünü beğeniyorum. Oy veren herkesin parti tüzüklerini okumasını salık veririm. Uzan Grubunun reklamlarını seslendirdim. Sen nasıl yaparsın diye gelen mesajların haddi hesabı yok. Kaybettiğim işlerde cabası. Ama unutmayanız ki, ben paramı sesimle kazanan sanatçıyım. Sonumuz hep Darülaceze olmasın yahu. Beni kategorize etmeyiniz. Ben Mehmet İbrahim’le İrma Toto’dan olma kul Karaca Muhtar Cem’im. Önce insanım, Fenerbahçeliyim. Bakırköy’de yaşarım, sanat yaparım.</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY">
<ul>
<li>
<p style="margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Web siteniz var mı?</strong></p>
</li>
</ul>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong><span style="color: #0000ff;"><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://www.cemkaraca.net/">www.cemkaraca.net</a></span></span></strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY">
<ul>
<li>
<p style="margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Anılarınızı yazmayı düşünüyor musunuz?</strong></p>
</li>
</ul>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Kitabın adı “Kulis” olacak ve ben yazacağım anılarımı. Ama biraz daha sonra, işlerim çok yoğun. “Gazal” isimli ilk şiir kitabım “Mavi Ağ Yayın Evi”nden yayınlandı. Gökhan Aya’nın hazırladığı “Cem Karaca” kitabı da var. Şiir kitaplarım oldukça çok olacağa benziyor. Zira eşim İlkim hepsini daktilo etti. Ben tasnif edip kitapların isimlerini koyacağım. Sanatçı dostum Apaşlardan Mehmet Soyarslan’ın bir şarkısında yazdığı gibi. Çünkü, o şarkıyı o yazdı. O besteledi. Ben söyledim.</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>“Bir gün belki hayattan</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Geçmişteki günlerden</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Bir teselli ararsan</strong></p>
<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } --></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Bak o zaman resmime”</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Teşekkür ederim,</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Merhaba gençler ve her zaman genç kalanlar…</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>Röportaj ve Fotoğraf :Uğur Bektaş</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>2002 Taksim/ İstanbul</strong></p>
<p style="margin-left: 0.64cm; margin-right: 1.4cm; margin-bottom: 0cm;" align="JUSTIFY"><strong>
<a href="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/portre/cem_karaca_01.jpg" title="" class="shutterset_singlepic659"  rel="lightbox[809]">
	<img class="ngg-singlepic ngg-center" src="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/cache/659__320x240_cem_karaca_01.jpg" alt="659  320x240 cem karaca 01 Cem Karaca Röportajı" title="cem_karaca_01" />
</a>
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ugurbektas.com/photoblog/cem-karaca-roportaji/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Arabaya Bin</title>
		<link>http://www.ugurbektas.com/photoblog/bir-arabaya-bin</link>
		<comments>http://www.ugurbektas.com/photoblog/bir-arabaya-bin#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 14:39:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ugur Bektas</dc:creator>
				<category><![CDATA[E Kart]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ugurbektas.com/photoblog/?p=353</guid>
		<description><![CDATA[Buraya Tıklayıp E Kart Olarak Gönderin]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<a href="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/e-kart/e_kart_arabayabin.jpg" title="" class="shutterset_singlepic405"  rel="lightbox[353]">
	<img class="ngg-singlepic ngg-center" src="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/cache/405__320x240_e_kart_arabayabin.jpg" alt="405  320x240 e kart arabayabin Bir Arabaya Bin" title="e_kart_arabayabin" />
</a>

<p style="text-align: center;"><a href="http://www.ugurbektas.com/photogallery/postcards.php?image_id=40" target="_blank"><strong>Buraya Tıklayıp E Kart Olarak Gönderin</strong></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ugurbektas.com/photoblog/bir-arabaya-bin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Buradan Gidelim mi ?</title>
		<link>http://www.ugurbektas.com/photoblog/buradan-gidelim-mi</link>
		<comments>http://www.ugurbektas.com/photoblog/buradan-gidelim-mi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 14:35:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ugur Bektas</dc:creator>
				<category><![CDATA[E Kart]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ugurbektas.com/photoblog/?p=349</guid>
		<description><![CDATA[Buraya Tıklayıp E Kart Olarak Gönderin]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<a href="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/e-kart/e_card_by_ugurbektas.jpg" title="" class="shutterset_singlepic404"  rel="lightbox[349]">
	<img class="ngg-singlepic ngg-center" src="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/cache/404__320x240_e_card_by_ugurbektas.jpg" alt="404  320x240 e card by ugurbektas Buradan Gidelim mi ?" title="e_card_by_ugurbektas" />
</a>

<p style="text-align: center;"><a href="http://www.ugurbektas.com/photogallery/postcards.php?image_id=41" target="_blank"><strong>Buraya Tıklayıp E Kart Olarak Gönderin</strong></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ugurbektas.com/photoblog/buradan-gidelim-mi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cahit Berkay Röportajı</title>
		<link>http://www.ugurbektas.com/photoblog/cahit-berkay-roportaji</link>
		<comments>http://www.ugurbektas.com/photoblog/cahit-berkay-roportaji#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 May 2009 00:46:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ugur Bektas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Cahit Berkay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ugurbektas.com/photoblog/?p=212</guid>
		<description><![CDATA[Ne zaman bir yerde “Selvi boylum al yazmalım”ı duysam bedenimi orada bırakıp, benliğimle uzun bir yolculuga çıkarım, hemde uzun süre dönmemecesine Bir parça insanı nasıl böyle bir yerlere sürükler ve orada bırakır Alt tarafı bir bağlamadan çıkan ses değil midir o duyduğum ? Demek ki değilmiş ,çünkü halen oradayım Ancak bir müziğe bu kadar hayat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Ne zaman bir yerde “Selvi boylum al yazmalım”ı duysam bedenimi orada bırakıp, benliğimle uzun bir yolculuga çıkarım, hemde uzun süre dönmemecesine<br />
Bir parça insanı nasıl böyle bir yerlere sürükler ve orada bırakır</em> </strong></p>
<p><strong><em>Alt tarafı bir bağlamadan çıkan  ses değil  midir o duyduğum ? Demek ki değilmiş ,çünkü halen oradayım </em></strong></p>
<p><strong><em>Ancak bir müziğe bu kadar hayat verilebilir, hiç bir söz barındırmayan parçayla ancak böyle bir usta konuşabilir hiç susmacasasına</em> </strong></p>
<p><strong><em>Cahit Berkay onu anlatacak kelimeleri ararken, daha çok aramam gerektiğini anlayıp, yapmam gerekeni yapıp susuyorum<br />
O kendini bize anlatıyor..</em> .</strong></p>
<p>
<a href="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/cahitberkay/cahitberkay.jpg" title="" class="shutterset_singlepic274"  rel="lightbox[212]">
	<img class="ngg-singlepic ngg-center" src="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/cache/274__580x440_cahitberkay.jpg" alt="274  580x440 cahitberkay Cahit Berkay Röportajı" title="cahitberkay.jpg" />
</a>
<span id="more-212"></span></p>
<p><strong><span style="color: #c0c0c0;">Cahit Berkay :</span> <span style="color: #ff0000;"> Bizim Müziğimizin Dayandığı Yer Anadoludur</span> </strong></p>
<p><strong><em>- Bize biraz kendinizi anlatabilirmisiniz ?</em><br />
- Ben 1946 Isparta doğumluyum. Çocuklum dönemimde dünyayla tek bağlantım ANkara Radyosuydu. Genellikle türkülerin yer aldığı programları dinlerdim,<br />
o zaman için altını çizmek istediğim bir isim var Muzaffer Sarisözen,çünkü bende çok etkisi olmuştur.</strong></p>
<p><strong><br />
Onun sayesinde anadoluya ait,duygu yoğunluğu çok yüksek türküleri keşfettim içimde. Zaten müziğe ait birşeyler vardı daha beş, altı yaşımdayken mandolin ağız mızıkası çalıyordum<br />
Sonrası 1959 senesinden ailem beni okuytmak için  Ispartada’dan İstanbul’a göç etti ve İstanbul’a geldik</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><em>-İstanbul apayrı bir dünya oldu sizin için tabi</em> </strong></p>
<p><strong>-Evet mesela ilk kez gitar gördüm komşularımızın ikiz çocuklarında. Akordionla, gitarla ve diğer estürümanlarla tanışmam İstanbul’da oldu,lise 2 de bende bir gitara sahip oldum.<br />
Aslında bu kadar müzikle içiçe olmama rağmen o dönem mimar olmayı istiyordum. Zaten ailemde davulcu zurnacı olmama karşıydı.<br />
Müzikle böyle amatörce uğraşırken amatör bir gurup kurduk arkadaşlarla “Siyah İnciler” diye, düğün salonlarında askeri kamplarda çalmaya başladık ama imkansızlıklar içinde tabi<br />
Örneğin anfimiz bile radyodan bozma bir şeydi</strong></p>
<p><strong><em>-Cahit Berkay’ı Cahit Berkay yapan nedir ? Yaptığınız film müziklerimi, Moğollar mı ,enstürüman çalmanızdaki o duygusal ve gerçekçi yaklaşım mı ?</em> </strong></p>
<p><strong>-Önce Moğollar tabi… Profesyonel müzik yaşamımın alt yapısının temelinde Moğollar vardır.Tek kanallı radyo günlerinde o parazitli türküleri dinlemem, onlardan Anadolu’dan deyişlerden<br />
semahlardan, etkilenmiş olmamdır. Ben böyle sert görünmeme rağmen oldukça duygusal bir insanım . Hemen hemen her şeyi ve herkezi severim. Böyle olunca çaldığım enstürümanlardan da dugusal ses çıkacak tabi.Her şey iç içe aslında</strong></p>
<p><strong><em>-Moğollar gurubunun kuruluşunda yer aldınız. Bu nasıl oldu bundan bahsedebilirmisiniz ?</em> </strong></p>
<p><strong>-Hürriyet’in altın mikrofon yarışmalarının olduğu dönemlerde Selçuk Alagöz’le birlikte birşeyler yaptık. Onunla birlikte yarı amatör yarı profesyonel müzik hayatı başladı<br />
Ben selçuk Alagözle üç seneye yakın çalıştım. Engin Yörükoğlu Hasan Sel Murat Ses ve Aziz Ahmet’le tanıştık. Herşey aslında tesadüftü.<br />
Derken biz niye grup kurmuyoruz diye düşünmeye başladık. Moğollar grubunun kuruluşu bu düşünceye dayanır,Hasan bir seneye yakın çalıştıktan sonra yerini Taner Öngür’e bıraktı.Yani buguünkü çekirdek kadroya,68 yada 69 yıllarında<br />
gurubumuzda taşlar yerine oturmuştu.</strong></p>
<p><strong>
<a href="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/cahitberkay/cahitberkay2.jpg" title="" class="shutterset_singlepic275"  rel="lightbox[212]">
	<img class="ngg-singlepic ngg-center" src="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/cache/275__640x480_cahitberkay2.jpg" alt="275  640x480 cahitberkay2 Cahit Berkay Röportajı" title="cahitberkay2.jpg" />
</a>
</strong></p>
<p><strong><em>Kırk yıla yakın bir süredir müzik yapıyorsunuz, o yılların tek kanallı medyasının desteğini almadan tüm ülkede tanınmak nasıl oldu, moğollarla yaptığınız müziğin farkından mı geliyor bu ?</em> </strong></p>
<p><strong>-Bizim müziğimizin dayandığı yer Anadolu,çıkış noktamızda Anadolu . Aslında her şey burada başlıyor. belki de beslendiğimiz kaynak çok sağlam olunca ve doğru yolda olduğumuz anlayıp yoldan çıkmayınca ister istemez farkediliyorsunuz</strong></p>
<p><strong><em>-Yurt dışında da albüm yapıp 1971′de Fransa’da ödül aldınız . Şu an türk müzisyenlerinin yurt dışında barınamamasının sebebi sizce nedir ?</em> </strong></p>
<p><strong>-Bizim grup olarak tek amacımız dünyaya açılmaktı. Bu amaçla yurt dışına çıktığımızda yabancı plak şirketlerinin önünde bizim gibi pek çok grubun beklediğini gördük. Ama bizim yaptığımız<br />
müzik çok farklıydı. O grupta bekleyen gruplar üç aşağı beş yukarı tarz olark aynıydı ama bizim müziğimizde bağlamadan yaylı tambura pek çok Anaedolu’ya özgü ses vardı. Durum böyle olunca hem o kuyruğa girmedik<br />
hemde yurt dışında üç tane albüm yapıp bir tanesiyle ödül aldık<br />
Şu an Avrupa’ya açılmayı düşünen genç arkadaşlara tavsiyem ;ilk olarak yaptıkları müziğe inanıp doğru çıkış noktasını bulsunlar. Avrupaya sağlam bir fikirle veya müzikle giderseniz başarılı olursunuz<br />
Çünkü Avrupa’da burada olduğu gibi ahbap çavuş ilişkisiyle veya güzel kızların kendilerine zengin bir sevgili bulup albüm çıkarması şeklinde olaylar yok. Müziğiniz sağlamsa mutlaka birşeyler olur.</strong></p>
<p><strong><em>-Sayısız film müziğine imza attınız. Film müziklerini nasıl üretiyorsunuz? Bu konuda dikkat ettiğiniz nokta ne ?</em><br />
-Ben tabiki ortalıkta film müziği yapacağım diye dolanan birisi değildim. Atıf Yılmaz’ın bir teklifiyle 1974 yılında film müziği yapmaya başladım. Benim kimliğimde de öne çıkan bir durum<br />
yaptığım film müziklerime de yansır. Şöyleki; ben olağanüstü hayalci ve kurgucu bir insanımdır. Mesela müziği yapılacak bir filmi seyredersin ve ondan sonra enstrümalarla başbaşa kalırsın<br />
İste bu sırada benim beynimdeki perdede film tekrardan oynamaya başlar ve o sahnelere en çok uyacak enstrümanları bulmaya başlarım.Dikkat konusuna gelince mesela konusu İstanbul’da geçen<br />
burjuvazi kokan bir filme piyano ,obua,flüt gibi aletleri kullanabilirsin, ama Anadolu’da geçen bir film hikayesine saksafon veya piyano koyarsan oldukça sırıtır.Olmaz diye birşey yok olur ama sırıtır<br />
Piyanonun yanına kabak kemane veya bağlama eklersen filmdeki o sıcaklığı hissettirir ve seyredeni sarma evresini daha da çabuk gerçekleştirmiş olursun.</strong></p>
<p><strong><em>-Müziğini yapmak istediğiniz bir film oldumu ?</em> </strong></p>
<p><strong>-Oldu tabi bazen yerli yada yabancı bir filmi seyrederken, bu müzik buraya çok iyi olmuş veya hiç olmamış diye düşündüğüm oluyor. Ben film seyrederken sizlerden biraz daha farklı seyrediyorum,<br />
arka planına çok dikkat ediyorum.Şu filmin müziğini yapmak isterdim diye birşey söylemek istemem ama şimdi</strong></p>
<p><strong>
<a href="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/cahitberkay/cahitberkay3.jpg" title="" class="shutterset_singlepic276"  rel="lightbox[212]">
	<img class="ngg-singlepic ngg-center" src="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/cache/276__640x480_cahitberkay3.jpg" alt="276  640x480 cahitberkay3 Cahit Berkay Röportajı" title="cahitberkay3.jpg" />
</a>
</strong></p>
<p><strong><em>-Sizin müziğiniz söze dayalı olmamasına rağmen pek çok sözlü parçadan daha çok şey anlatıyor. Bu neyin sonucu</em> </strong></p>
<p><strong>-En önemlisi biz bu ülkenin insanlarına yabancı gelecek birşey yapmıyoruz ve müziğimize bir ruh katıyoruz.Yani dinlediğiniz o enstürümantal parçalar bir ruh bütünlüğünden ortaya çıkıyor</strong></p>
<p><strong><em>-Belkide sizin çok söyleyecek şeyiniz var ve bu müziğinize yansıyor</em> </strong></p>
<p><strong>-Tabi bu da doğru. illa söze gerek yok birşeyleri anlatmak için bazen bir bakış, bir nota çok şey anlatabilir.</strong></p>
<p><strong><em> -Günümüz müziğine çok fazla elektronik öğenin karıştığını düşünüyormusunuz ?</em> </strong></p>
<p><strong>-O konuda tutucu bir tarafım yok benim. Her şeye açık bir yapım var.Nitekim elektronik ve teknoloji insanlara biraz daha iyi şeyler verebilmek için var ama tamamen elektronik aletlerin canlı enstrümanların yerinide almasını istemem.<br />
Teknolojik gelişmeler stüdyo veya kayıt alanında ilerlerse daha iyi olur. Elektronik müziğede bir talep var, o yüzden jötü deyip bir kenara atmak da yanlış olur,faydalanmak ta lazım<br />
Biz zamanın da çok çektik ,eskiden yerli sanayiyi koruma kanunu diye bir şeuy vardı,mesela yerli bir üretici ben gitar teli yaptım diye devlete başvuruyordu. O zaman da yurt dışından gitar teli getirmek kaçakçılık sayılıyordu.<br />
Belki güzel bir yaklaşım, ama mesela org üretilmiyor dışardan org getirmeye kalk sana diyorlar ki; yerli piyano var ya onu kullan. Bu aklı evveller piyanoyla orgu bile bir tutuyordu , kardeşim piyanu değil bu org dersen<br />
kimseyi inandıramazsın bende kaçak soktum.</strong></p>
<p><strong><em>-Şu ana kadar süregelen sanat hayatınızda karşılaştığınız en büyük güçlük nedir ?</em><br />
-Demin bahsettiklerim, mesela org getirmeye kalkışıyorum yurt dışından burada piyano varya diyorlar.Bizim zamanımızda hostes sevgili makbüldü. Mesela bir arkadaş bir hostesle çıkarsa<br />
hemen gerekli parayı toplar gitar tellerini veya gerekli müzik aletlerini sipariş ederdik.</strong></p>
<p><strong><em> -”Selvi boylum al yazmalım” isimli parçanız cep telefonlarına bile melodi olarak yükleniyor, Ülkemizde Avrupada olduğu gibi telif hakları işleseydi.Türkiye’nin sayılı zenginlerinden olmanız gerekirdi. Bunu kendinize yapılmış bir haksızlık olarak görüyormusunuz</em><br />
-Bugün ben mesam üyesiyim,ve bütün sanatçılara Mesam’a üye olmalarını tavsiye ediyorum. Ben mesela 220 tane film müziği yapmışım, neredeyse yaşamak için her ay bir film müziği yapıyordum, dünyada buna gülerler<br />
ülkemizde durum böyleydi. Sistem tam oturmuş olsaydı ben senede bir film müziği yapardım,ama müthiş birşey yapardım. Yaptığım tüm film müziklerinin harika olduğunu söyleyemem.Telif yasasının işlemeyişi, sanata bakışımızı bile etkiler,son dört beş yıldır telifle ilgili<br />
birşeyler oluyor hayatımda, Mesam’da tahsil etmesi gereken paranın yüzde beşini tahsil edebiliyor.Yüzde yüzünü tahsil edebilse benim gibi adamlar sayılı zenginlerden olur. Dünya bu telif yasası işini ellili yıllarda halletmiş biz ise halen uğraşıyoruz</strong></p>
<p><strong><em>-Hayatta en çok tükettiğiniz şey nedir ?</em> </strong></p>
<p><strong>-Zamanı tüketiyorum her şeyden evvel,bu da elimde olan birşey değil.Sevgi çok bol tüketirim.Herşeyi ve herkesi severim,bir de sigara çok tüketirim</strong></p>
<p><strong><em>-Son politik gelişmelere nasıl bakıyorsunuz ? Sanki tüm kaderimizi değiştirecekmiş gibi sunulan 3 kasım seçimlerinden sonra hepimiz mutlu olacakmıyız ?</em> </strong></p>
<p><strong>- Benim bir tarafımda keşke mutlu olabilsek duygusu var ama gittikçe çukura gömülen siyasi bir yapımız var. Bazen Türkiye’nin insanları bunu haketmiyor diye düşündüğüm oluyor,ama o insanlarıda başa getiren bu insanlar. Sağlıklı bir eğitim sistemi kuramadığımız<br />
müddetçe bir şey değişmeyecekmiş gibi geliyor. Neredeyse her yıl ders kitapları değişir,hiç süregelen bir politikamız yok insana ve yaşama dair. Yeni bir nesil yetişti mesela kendi kültüründen bir haber.Geçmişten bir ders çıkartmadıkça hiç birşey olmaz.<br />
Bir de şu tarz insanlar var, bir de bunları deneyelimciler. Bazen onları boğasım gelir. Ne kardeşim bu ayakkabı mı deniyorsun. Bu kadar hovarda ve garip bir seçmen kitlesine bakarak, bir değerlendirme yaparsak,Pekte mutlu olacakmışız gibi gelmiyor bana.Dünya almış başını gidiyor<br />
biz ise halen ucundan kenarında birşeyleri yakalamaya çalışıyoruz. Çok yazık…</strong></p>
<p><strong><em>-Çok Teşekkürler…</em> </strong></p>
<p><a class="thickbox" rel="singlepic79" href="http://ugurbektas.org/wp-content/gallery/roportajlar/cahitberkay3.jpg" target="_top" rel="lightbox[212]"> </a></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Röportaj ve Fotoğraflar :</span> Uğur Bektaş Ekim 2002 İstanbul / Başkurt Sokak</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ugurbektas.com/photoblog/cahit-berkay-roportaji/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
