<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fotoğrafçı Uğur Bektaş Bir Fotoğrafçının Günlüğü.... Uğur Bektaş Profesyonel Fotoğrafçı &#187; Cahit Berkay</title>
	<atom:link href="http://www.ugurbektas.com/photoblog/tag/cahit-berkay/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ugurbektas.com/photoblog</link>
	<description>Photo Art Uğur Bektaş</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Feb 2012 22:21:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=</generator>
		<item>
		<title>Cahit Berkay Röportajı</title>
		<link>http://www.ugurbektas.com/photoblog/cahit-berkay-roportaji</link>
		<comments>http://www.ugurbektas.com/photoblog/cahit-berkay-roportaji#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 May 2009 00:46:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ugur Bektas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Cahit Berkay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ugurbektas.com/photoblog/?p=212</guid>
		<description><![CDATA[Ne zaman bir yerde “Selvi boylum al yazmalım”ı duysam bedenimi orada bırakıp, benliğimle uzun bir yolculuga çıkarım, hemde uzun süre dönmemecesine Bir parça insanı nasıl böyle bir yerlere sürükler ve orada bırakır Alt tarafı bir bağlamadan çıkan ses değil midir o duyduğum ? Demek ki değilmiş ,çünkü halen oradayım Ancak bir müziğe bu kadar hayat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<strong><em>Ne zaman bir yerde “Selvi boylum al yazmalım”ı duysam bedenimi orada bırakıp, benliğimle uzun bir yolculuga çıkarım, hemde uzun süre dönmemecesine
Bir parça insanı nasıl böyle bir yerlere sürükler ve orada bırakır</em> </strong>

<strong><em>Alt tarafı bir bağlamadan çıkan  ses değil  midir o duyduğum ? Demek ki değilmiş ,çünkü halen oradayım </em></strong>

<strong><em>Ancak bir müziğe bu kadar hayat verilebilir, hiç bir söz barındırmayan parçayla ancak böyle bir usta konuşabilir hiç susmacasasına</em> </strong>

<strong><em>Cahit Berkay onu anlatacak kelimeleri ararken, daha çok aramam gerektiğini anlayıp, yapmam gerekeni yapıp susuyorum
O kendini bize anlatıyor..</em> .</strong>


<a href="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/cahitberkay/cahitberkay.jpg" title="" rel="lightbox[singlepic274]" >
	<img class="ngg-singlepic ngg-center" src="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/cache/274__580x440_cahitberkay.jpg" alt="274  580x440 cahitberkay Cahit Berkay Röportajı" title="cahitberkay.jpg" />
</a>
<span id="more-212"></span>

<strong><span style="color: #c0c0c0;">Cahit Berkay :</span> <span style="color: #ff0000;"> Bizim Müziğimizin Dayandığı Yer Anadoludur</span> </strong>

<strong><em>- Bize biraz kendinizi anlatabilirmisiniz ?</em>
- Ben 1946 Isparta doğumluyum. Çocuklum dönemimde dünyayla tek bağlantım ANkara Radyosuydu. Genellikle türkülerin yer aldığı programları dinlerdim,
o zaman için altını çizmek istediğim bir isim var Muzaffer Sarisözen,çünkü bende çok etkisi olmuştur.</strong>

<strong>
Onun sayesinde anadoluya ait,duygu yoğunluğu çok yüksek türküleri keşfettim içimde. Zaten müziğe ait birşeyler vardı daha beş, altı yaşımdayken mandolin ağız mızıkası çalıyordum
Sonrası 1959 senesinden ailem beni okuytmak için  Ispartada’dan İstanbul’a göç etti ve İstanbul’a geldik</strong>

<strong> </strong>

<strong><em>-İstanbul apayrı bir dünya oldu sizin için tabi</em> </strong>

<strong>-Evet mesela ilk kez gitar gördüm komşularımızın ikiz çocuklarında. Akordionla, gitarla ve diğer estürümanlarla tanışmam İstanbul’da oldu,lise 2 de bende bir gitara sahip oldum.
Aslında bu kadar müzikle içiçe olmama rağmen o dönem mimar olmayı istiyordum. Zaten ailemde davulcu zurnacı olmama karşıydı.
Müzikle böyle amatörce uğraşırken amatör bir gurup kurduk arkadaşlarla “Siyah İnciler” diye, düğün salonlarında askeri kamplarda çalmaya başladık ama imkansızlıklar içinde tabi
Örneğin anfimiz bile radyodan bozma bir şeydi</strong>

<strong><em>-Cahit Berkay’ı Cahit Berkay yapan nedir ? Yaptığınız film müziklerimi, Moğollar mı ,enstürüman çalmanızdaki o duygusal ve gerçekçi yaklaşım mı ?</em> </strong>

<strong>-Önce Moğollar tabi… Profesyonel müzik yaşamımın alt yapısının temelinde Moğollar vardır.Tek kanallı radyo günlerinde o parazitli türküleri dinlemem, onlardan Anadolu’dan deyişlerden
semahlardan, etkilenmiş olmamdır. Ben böyle sert görünmeme rağmen oldukça duygusal bir insanım . Hemen hemen her şeyi ve herkezi severim. Böyle olunca çaldığım enstürümanlardan da dugusal ses çıkacak tabi.Her şey iç içe aslında</strong>

<strong><em>-Moğollar gurubunun kuruluşunda yer aldınız. Bu nasıl oldu bundan bahsedebilirmisiniz ?</em> </strong>

<strong>-Hürriyet’in altın mikrofon yarışmalarının olduğu dönemlerde Selçuk Alagöz’le birlikte birşeyler yaptık. Onunla birlikte yarı amatör yarı profesyonel müzik hayatı başladı
Ben selçuk Alagözle üç seneye yakın çalıştım. Engin Yörükoğlu Hasan Sel Murat Ses ve Aziz Ahmet’le tanıştık. Herşey aslında tesadüftü.
Derken biz niye grup kurmuyoruz diye düşünmeye başladık. Moğollar grubunun kuruluşu bu düşünceye dayanır,Hasan bir seneye yakın çalıştıktan sonra yerini Taner Öngür’e bıraktı.Yani buguünkü çekirdek kadroya,68 yada 69 yıllarında
gurubumuzda taşlar yerine oturmuştu.</strong>

<strong>
<a href="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/cahitberkay/cahitberkay2.jpg" title="" rel="lightbox[singlepic275]" >
	<img class="ngg-singlepic ngg-center" src="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/cache/275__640x480_cahitberkay2.jpg" alt="275  640x480 cahitberkay2 Cahit Berkay Röportajı" title="cahitberkay2.jpg" />
</a>
</strong>

<strong><em>Kırk yıla yakın bir süredir müzik yapıyorsunuz, o yılların tek kanallı medyasının desteğini almadan tüm ülkede tanınmak nasıl oldu, moğollarla yaptığınız müziğin farkından mı geliyor bu ?</em> </strong>

<strong>-Bizim müziğimizin dayandığı yer Anadolu,çıkış noktamızda Anadolu . Aslında her şey burada başlıyor. belki de beslendiğimiz kaynak çok sağlam olunca ve doğru yolda olduğumuz anlayıp yoldan çıkmayınca ister istemez farkediliyorsunuz</strong>

<strong><em>-Yurt dışında da albüm yapıp 1971′de Fransa’da ödül aldınız . Şu an türk müzisyenlerinin yurt dışında barınamamasının sebebi sizce nedir ?</em> </strong>

<strong>-Bizim grup olarak tek amacımız dünyaya açılmaktı. Bu amaçla yurt dışına çıktığımızda yabancı plak şirketlerinin önünde bizim gibi pek çok grubun beklediğini gördük. Ama bizim yaptığımız
müzik çok farklıydı. O grupta bekleyen gruplar üç aşağı beş yukarı tarz olark aynıydı ama bizim müziğimizde bağlamadan yaylı tambura pek çok Anaedolu’ya özgü ses vardı. Durum böyle olunca hem o kuyruğa girmedik
hemde yurt dışında üç tane albüm yapıp bir tanesiyle ödül aldık
Şu an Avrupa’ya açılmayı düşünen genç arkadaşlara tavsiyem ;ilk olarak yaptıkları müziğe inanıp doğru çıkış noktasını bulsunlar. Avrupaya sağlam bir fikirle veya müzikle giderseniz başarılı olursunuz
Çünkü Avrupa’da burada olduğu gibi ahbap çavuş ilişkisiyle veya güzel kızların kendilerine zengin bir sevgili bulup albüm çıkarması şeklinde olaylar yok. Müziğiniz sağlamsa mutlaka birşeyler olur.</strong>

<strong><em>-Sayısız film müziğine imza attınız. Film müziklerini nasıl üretiyorsunuz? Bu konuda dikkat ettiğiniz nokta ne ?</em>
-Ben tabiki ortalıkta film müziği yapacağım diye dolanan birisi değildim. Atıf Yılmaz’ın bir teklifiyle 1974 yılında film müziği yapmaya başladım. Benim kimliğimde de öne çıkan bir durum
yaptığım film müziklerime de yansır. Şöyleki; ben olağanüstü hayalci ve kurgucu bir insanımdır. Mesela müziği yapılacak bir filmi seyredersin ve ondan sonra enstrümalarla başbaşa kalırsın
İste bu sırada benim beynimdeki perdede film tekrardan oynamaya başlar ve o sahnelere en çok uyacak enstrümanları bulmaya başlarım.Dikkat konusuna gelince mesela konusu İstanbul’da geçen
burjuvazi kokan bir filme piyano ,obua,flüt gibi aletleri kullanabilirsin, ama Anadolu’da geçen bir film hikayesine saksafon veya piyano koyarsan oldukça sırıtır.Olmaz diye birşey yok olur ama sırıtır
Piyanonun yanına kabak kemane veya bağlama eklersen filmdeki o sıcaklığı hissettirir ve seyredeni sarma evresini daha da çabuk gerçekleştirmiş olursun.</strong>

<strong><em>-Müziğini yapmak istediğiniz bir film oldumu ?</em> </strong>

<strong>-Oldu tabi bazen yerli yada yabancı bir filmi seyrederken, bu müzik buraya çok iyi olmuş veya hiç olmamış diye düşündüğüm oluyor. Ben film seyrederken sizlerden biraz daha farklı seyrediyorum,
arka planına çok dikkat ediyorum.Şu filmin müziğini yapmak isterdim diye birşey söylemek istemem ama şimdi</strong>

<strong>
<a href="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/cahitberkay/cahitberkay3.jpg" title="" rel="lightbox[singlepic276]" >
	<img class="ngg-singlepic ngg-center" src="http://www.ugurbektas.com/photoblog/wp-content/gallery/cache/276__640x480_cahitberkay3.jpg" alt="276  640x480 cahitberkay3 Cahit Berkay Röportajı" title="cahitberkay3.jpg" />
</a>
</strong>

<strong><em>-Sizin müziğiniz söze dayalı olmamasına rağmen pek çok sözlü parçadan daha çok şey anlatıyor. Bu neyin sonucu</em> </strong>

<strong>-En önemlisi biz bu ülkenin insanlarına yabancı gelecek birşey yapmıyoruz ve müziğimize bir ruh katıyoruz.Yani dinlediğiniz o enstürümantal parçalar bir ruh bütünlüğünden ortaya çıkıyor</strong>

<strong><em>-Belkide sizin çok söyleyecek şeyiniz var ve bu müziğinize yansıyor</em> </strong>

<strong>-Tabi bu da doğru. illa söze gerek yok birşeyleri anlatmak için bazen bir bakış, bir nota çok şey anlatabilir.</strong>

<strong><em> -Günümüz müziğine çok fazla elektronik öğenin karıştığını düşünüyormusunuz ?</em> </strong>

<strong>-O konuda tutucu bir tarafım yok benim. Her şeye açık bir yapım var.Nitekim elektronik ve teknoloji insanlara biraz daha iyi şeyler verebilmek için var ama tamamen elektronik aletlerin canlı enstrümanların yerinide almasını istemem.
Teknolojik gelişmeler stüdyo veya kayıt alanında ilerlerse daha iyi olur. Elektronik müziğede bir talep var, o yüzden jötü deyip bir kenara atmak da yanlış olur,faydalanmak ta lazım
Biz zamanın da çok çektik ,eskiden yerli sanayiyi koruma kanunu diye bir şeuy vardı,mesela yerli bir üretici ben gitar teli yaptım diye devlete başvuruyordu. O zaman da yurt dışından gitar teli getirmek kaçakçılık sayılıyordu.
Belki güzel bir yaklaşım, ama mesela org üretilmiyor dışardan org getirmeye kalk sana diyorlar ki; yerli piyano var ya onu kullan. Bu aklı evveller piyanoyla orgu bile bir tutuyordu , kardeşim piyanu değil bu org dersen
kimseyi inandıramazsın bende kaçak soktum.</strong>

<strong><em>-Şu ana kadar süregelen sanat hayatınızda karşılaştığınız en büyük güçlük nedir ?</em>
-Demin bahsettiklerim, mesela org getirmeye kalkışıyorum yurt dışından burada piyano varya diyorlar.Bizim zamanımızda hostes sevgili makbüldü. Mesela bir arkadaş bir hostesle çıkarsa
hemen gerekli parayı toplar gitar tellerini veya gerekli müzik aletlerini sipariş ederdik.</strong>

<strong><em> -”Selvi boylum al yazmalım” isimli parçanız cep telefonlarına bile melodi olarak yükleniyor, Ülkemizde Avrupada olduğu gibi telif hakları işleseydi.Türkiye’nin sayılı zenginlerinden olmanız gerekirdi. Bunu kendinize yapılmış bir haksızlık olarak görüyormusunuz</em>
-Bugün ben mesam üyesiyim,ve bütün sanatçılara Mesam’a üye olmalarını tavsiye ediyorum. Ben mesela 220 tane film müziği yapmışım, neredeyse yaşamak için her ay bir film müziği yapıyordum, dünyada buna gülerler
ülkemizde durum böyleydi. Sistem tam oturmuş olsaydı ben senede bir film müziği yapardım,ama müthiş birşey yapardım. Yaptığım tüm film müziklerinin harika olduğunu söyleyemem.Telif yasasının işlemeyişi, sanata bakışımızı bile etkiler,son dört beş yıldır telifle ilgili
birşeyler oluyor hayatımda, Mesam’da tahsil etmesi gereken paranın yüzde beşini tahsil edebiliyor.Yüzde yüzünü tahsil edebilse benim gibi adamlar sayılı zenginlerden olur. Dünya bu telif yasası işini ellili yıllarda halletmiş biz ise halen uğraşıyoruz</strong>

<strong><em>-Hayatta en çok tükettiğiniz şey nedir ?</em> </strong>

<strong>-Zamanı tüketiyorum her şeyden evvel,bu da elimde olan birşey değil.Sevgi çok bol tüketirim.Herşeyi ve herkesi severim,bir de sigara çok tüketirim</strong>

<strong><em>-Son politik gelişmelere nasıl bakıyorsunuz ? Sanki tüm kaderimizi değiştirecekmiş gibi sunulan 3 kasım seçimlerinden sonra hepimiz mutlu olacakmıyız ?</em> </strong>

<strong>- Benim bir tarafımda keşke mutlu olabilsek duygusu var ama gittikçe çukura gömülen siyasi bir yapımız var. Bazen Türkiye’nin insanları bunu haketmiyor diye düşündüğüm oluyor,ama o insanlarıda başa getiren bu insanlar. Sağlıklı bir eğitim sistemi kuramadığımız
müddetçe bir şey değişmeyecekmiş gibi geliyor. Neredeyse her yıl ders kitapları değişir,hiç süregelen bir politikamız yok insana ve yaşama dair. Yeni bir nesil yetişti mesela kendi kültüründen bir haber.Geçmişten bir ders çıkartmadıkça hiç birşey olmaz.
Bir de şu tarz insanlar var, bir de bunları deneyelimciler. Bazen onları boğasım gelir. Ne kardeşim bu ayakkabı mı deniyorsun. Bu kadar hovarda ve garip bir seçmen kitlesine bakarak, bir değerlendirme yaparsak,Pekte mutlu olacakmışız gibi gelmiyor bana.Dünya almış başını gidiyor
biz ise halen ucundan kenarında birşeyleri yakalamaya çalışıyoruz. Çok yazık…</strong>

<strong><em>-Çok Teşekkürler…</em> </strong>

<a class="thickbox" rel="singlepic79" href="http://ugurbektas.org/wp-content/gallery/roportajlar/cahitberkay3.jpg" target="_top"> </a>

<strong><span style="color: #ff0000;">Röportaj ve Fotoğraflar :</span> Uğur Bektaş Ekim 2002 İstanbul / Başkurt Sokak</strong>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ugurbektas.com/photoblog/cahit-berkay-roportaji/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

